TBB Amblemi için bkz. Menüler -TBB - TBB Amblemi
 

TBB BAŞKANI AVUKAT ÖZDEMİR ÖZOK'UN
16.06.2005 GÜNÜ
AZERBAYCANDA YAPTIĞI
"TÜRKİYEDE AVUKATLIĞIN TARİHÇESİ"
KONULU KONUŞMASI

Azerbaycan Gezisi'nden

Sayın konuklar;

Azerbaycanlı meslektaşlarımızdan aldığımız anlamlı davet nedeniyle büyük heyecan ve coşku duyduk, kendilerine nazik davetleri nedeniyle teşekkür ediyor, Azerbaycan'da bulunmaktan çok mutlu olduğumuzu iletmek istiyorum. Ayrıca çeşitli ülkelerden toplantıya katılan sayın meslektaşlarımıza ve toplantıyı onurlandıran sayın konuklara Türk avukatlarının iyi dileklerini iletir, saygılarımı sunarım.

Toplantı çağrı metninde benden “Türkiye'de Avukatlık Mesleği ve Gelişimi” konusunda bilgi vermemi, açıklamalar yapmamı istemişlerdir. Bana ayrılan zamanı en verimli bir şekilde kullanarak genel hatlarıyla ülkemizde savunma mesleğinin gelişimiyle ilgili bilgiler sunmaya çalışacağım.

Sayın konuklar,

Hak ve adalet kavramları insanlık tarihi kadar eskilere gitmektedir. İnsanlar, uzun süre birey olarak tek başlarına yaşama olanağına sahip değillerdir. İnsan doğası, gereği toplumsal bir varlıktır bu anlamda, fiziksel ve ruhsal varlığını, başka bir anlatımla bedensel sağlığını, ancak toplumsal yaşamla sürdürebilir. İşte birlikte ve topluluklar halinde bulunma durumunda ve zorunda olan insanların bu ortak yaşamları sırasında başından beri, ortaya çok ciddi çekişmeler, çok ciddi sorunlar çıkmıştır. En ilkel topluluklardan, en gelişmiş çağdaş topluluklara kadar tümünde, bireylerin bir birleriyle ya da, içinde yaşadıkları toplulukla olan çekişmelerini ve ilişkilerini çözen ve düzenleyen bir sistem hep var olmuştur. Bu sistemin tümüne yargı, işlevi doğrudan yürüten kuruma da başından itibaren mahkeme adı verilmiştir.

Taçlı diktatörler yönetimindeki topluluklardan, çağdaş topluluklara kadar, hep mahkemeler olmuş ve her devrin koşullarına göre yargılama yapılmıştır.

İşte insanların yaşam kadar önemsediği, hak ve adaletin gerçekleştirilmesini sağlayan yargı ise üç temel unsur üzerine kurulur; Sav-Savunma-Hüküm(Karar). Yargılamanın tarihsel süreci içinde, savunmayı farklı isimler altında hep avukatlar üstlenmiş, avukatların örgütlerini de barolar oluşturmuştur.

Ülkemizde ilk baro örgütü cumhuriyetten önce 1876 yılında çıkarılan “Nizamiye Mahkemeleri Dava Vekilleri Hakkındaki Tüzük” le tarif edilmiş ve tüzük, 30.madde ile kurulması öngörülen “Cemiyeti Daime” , “Baro” ya tüm dava vekillerinin kayıt olması zorunluluğunu getirmiştir. Bu tüzükten iki yıl sonra, şimdiki İstanbul Barosu'nun ilk adımını oluşturan “İstanbul Dava Vekilleri Cemiyeti” kurulmuştur. İlk kez kurulan bu Cemiyete 62 dava vekili üye olmuş, bunlar Rum, Ermeni, Rus, İngiliz, İtalyan ve Fransız uluslarından olmalarına karşın hiç Türk üye kayıt olmamıştır.

Kuşkusuz bu kısmi gelişmelere karşın ülkemizde çağdaş anlamda avukatlığın başlangıcı Cumhuriyet devrimi ile başlar.

Ulusal Kurtuluş savaşının sonunda batının laik hukuk sistemini yasalaştırma yoluyla ülkemize kazandırmak isteyen büyük önder Atatürk ve çalışma arkadaşları, Cumhuriyet'in ilk Avukatlık Yasasını, 20 Nisan 1924 Anayasası'ndan önce 3 Nisan 1924 gün ve 460 sayılı “Muhamat Yasası” ile kabul etmişler, böylece savunma hakkına verdikleri önemi vurgulamışlardır. Bu yasa ile ilk kez yabancıların tekelinde olan avukatlık mesleği kurumsallaşmış ve Türk vatandaşlarının da icra edeceği, yapabileceği bir meslek haline getirilmiştir. Yine ilk kez 10 kişinin üzerinde avukatlık mesleğinin yürütüldüğü illerde baro kurulması hüküm altına alınmıştır. 1926 yılında 708 sayılı yasa ile yapılan değişiklikte yasada dava takip eden kişilere verilen muhami adı avukat olarak değiştirilmiş ve yasanın ismi avukatlık yasası olmuştur.

01.12.1938 tarihine kadar süren bu süreç içinde ilk avukatlık yasası sorunları çözmeye çalışmış ancak, zamanın Adalet Bakanı Şükrü Saraçoğlu'nun yasanın gerekçesinde yer alan “..memleket adliyesinde hakkı hak olduğu için ortaya çıkaran bir hakimler topluluğuna ne derece ihtiyaç varsa hakimin faaliyetini aydınlatan ve yalnız bilgiyi, doğruluğu kendisine rehber tanıyan bir avukatlar topluluğuna da o derece gerek vardır. İşte bu bakış açısı ile avukatlık konusunun önemle dikkate alınması icap etmiş, baştan başa yeni esaslara göre hazırlanan avukatlık yasası tasarısı adli yenileşmede yeni bir aşamaya ulaşmayı hedef almıştır.” sözleriyle bu tarihte 3499 sayılı yeni avukatlık yasası çıkarılmıştır.

1938'den 1969 yılına kadar yürürlükte kalan 3499 sayılı yasa geçen dönem içinde ülkemizde savunma mesleği temsilcileri avukatlar ve onların örgütleri olan baroların hukuki statülerini düzenlemiş ve oldukçada başarılı olmuştur. Ancak gelişen ve değişen koşullar karşısında yeni bir avukatlık yasasına gereksinim doğmuştur.

Bu gelişmelerin sonucu olarak 19.03.1969 gün ve 1136 sayılı “Avukatlık Yasası” çıkarılmıştır. Yeni bir yasa hazırlanarak avukatlık mesleğinin yeniden şekillendirilmesinin önemli bir nedeni de, 1924 Anayasasının yerine, çağın en modern anayasaları arasında yer alan kuvvetler ayrılığı ilkesini en geniş boyutta yaşama geçiren 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesi ve bunun sonucun da ülkemizde Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, yeni Anayasal kurumların oluşmasıdır. Bu bağlamda kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin en önemlilerinden olan barolar, bir meslek örgütü olarak avukatların yönetim ve denetiminde etkili rol oynamalarına karşın, Anayasa'da yer alan anlamda meslek örgütü olabilmeleri için bütün baroları ve avukatları görev ve yetki sahası içine alan bir birliğin kurulması gereksinimi doğmuştur.

 

Bu amaçla Türkiye Barolar Birliği adıyla bir birlik kurulmuş ve daha önceleri Adalet Bakanlığı'nın yaptığı pek çok görev birliğe devredilmiştir. 1136 sayılı avukatlık yasası getirdiği yeni kurum ve kavramlarla ülkemizde savunma mesleğinin örgütleri baroları ve onun üyeleri olan avukatların statülerini çağdaş standartlara kavuşturmuştur. Bu yasada tüm yasalar gibi uygulama sırasında, çeşitli değişikliklere uğramış, ama en köklü değişiklik 10.05.2001 gün ve 4667 sayılı yasayla yapılmıştır.

4667 sayılı yasa getirdiği yeni kurum ve kavramlarla, daha önce çıkarılan 460, 3499 ve 1136 sayılı yasalarla ülkemizde avukatlık mesleğinin ulaştığı noktayı çok ileriye götürmüştür.

Yasa ile yapılan en önemli değişiklik, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olmasından farklı olarak, avukatı yargının kurucu öğelerinden olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden kişi olarak tanımlamasıdır. Bu tanımla ülkemizde avukatlık yargının bütünleyici parçası olan savunma kurumu adına kurumsal yetki kullanan bir erke dönüşmüş olmaktadır.

Bunun yanı sıra avukatlara, “hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını sağlama” (Av.Y.md.2); Barolara (Av.Y.md.76) ve Türkiye Barolar Birliği'ne (Av.Y. md.110/17) “hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunmak ve korumak” görevi verilmiştir.

Yasasının getirdiği önemli bir değişiklikte, baroların ve Türkiye Barolar Birliği'nin daha bağımsız konuma getirilmesidir. Türkiye Barolar Birliği'ne başta avukatlık yasası yönetmeliği olmak üzere staj, kredi, sınav, avukatlık ortaklığı, adli yardım, baro hakem kurulu konularında yönetmelik çıkarma yetkisi verilerek avukatlık mesleğinin yasaya aykırı olmamak koşuluyla meslek örgütünce yeniden yapılanmasını sağlanmasına olanak tanınmıştır. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği yönetim kuruluna, avukatlık asgari ücretini belirlemek ve yıllık avukatlık ücret tarifesini yapmak yetkisi verilmiştir.

Yasayla avukatlık stajı, çağdaş ilkelere kavuşturulmuş, stajyerlere staj süresince kredi verilmesine başlanmıştır. Avukatların temel hakları genişletilmiş, sermaye şirketlerinden anonim ortaklıkları ile ortak sayısı yüzün üzerinde olan yapı kooperatiflerine sözleşmeli avukat bulundurulma zorunluluğu getirilmiştir.

Avukatlık Yasası madde 35 ile uyuşmazlıkların yargıya gelmeden önce avukatlar aracılığı ile çözümlenmesi için avukatlara uzlaşma toplantısı isteme ve uzlaşılması halinde uzlaşma tutanağı düzenleme yetkisi verilmiş, düzenlenecek uzlaşma tutanağının ilam niteliğinde belge sayılması kuralı getirilmiştir.

Bu temel değişiklik konularının yanı sıra detay sayılacak önemli konularda başkaca değişikliklerde yapılmış, adeta yasa yarı oranda ama çok önemli konularda yeniden yazılmıştır. 4667 sayılı yasa ülkemiz avukatlık mesleğinin dördüncü dönemini başlatan bir yasa olarak meslek tarihinde yerini almıştır. Kuşkusuz yasalar durağan ama toplum dinamiktir, toplumun dinamizmine uyum sağlamak için yasaları günün gelişen ve değişen konuşlarına göre yenilemek gerekmektedir.

Bu nedenle Türkiye Barolar Birliği bünyesinde oluşturduğumuz “Avukatlık Yasası Komisyonu” tüm barolarımızla da işbirliği yaparak ve Avrupa Birliği uyum sürecide dikkate alınarak yeni bir yasa çalışması başlatılmıştır.

Sonuç olarak, avukatlık mesleği ülkemizde tüm insanların insan haklarından yararlanabilmeleri, haksızlıklara karşı koyabilmelerini, haklarını savunabilmelerini sağlamakta ve bu nedenle de savunma hakkının en önemli unsurunu teşkil etmektedir.

Hukuk devletinin özü, adalet esasına göre devlet otoritesinin hukukla sınırlandırılmasında temelini bulur. Hukuk devleti, bu sınırlandırmayı, savunmaya güçlü ve bağımsız konum tanıyarak gerçekleştirebilir. Avukat halkın hak arama özgürlüğünün teminatıdır. Avukatlık insan onuruna özen mesleği olarak serbestçe yapılan bir kamu görevidir.

Türkiye Barolar Birliği
Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK

 

 

 

 
Türkiye Barolar Birliği Önceki Başkanı
Avukat Özdemir ÖZOK
Özgeçmişi
Konuşmaları
Konuşma Videoları
Cenaze Töreni Video ve Fotoğrafları
   
 
Her Hakkı Saklıdır ©2017 Türkiye Barolar Birliği TBB İletişim Adresi TBB Bilgi İşlem Müdürlüğü